bkz: epigraf'a ne oldu? epigrafdelft de neyin nesi?
epigrafdelft

"Çalıkuşu" Romanı ile ilgili bir değerlendirme  

"Çalıkuşu" Romanı ile ilgili bir değerlendirme / Fatih Nanelidere

ÇALIKUŞU ROMANININ DEĞERLENDİRMESİ

Millî Mücadele yıllarından itibaren genç nesiller ara­sında bir "Mektepten memlekete" düşüncesi hâkim olmuş­tur. Buna göre ve basit ifadesiyle Türk aydınları, mektepte öğrendiklerini memlekete götürmeli, geri kalmış saydıkları Anadolu'yu aydınlatmalı idiler. Bu düşünce en geniş ve te­sirli yankısını edebiyatımızda buldu. Bu cereyana dahil ede­bileceğimiz Refik Halit, Yakup Kadri, Yahya Kemal, Faruk Nafiz gibi şair ve yazarlar arasında Reşat Nuri Güntekin'in özel bir yeri vardır. O, bir yandan, -öğretmenlik ve müfettiş­lik yaptığı için- dolaştığı Anadolu şehir ve kasabalarını, bu kasabaların insanlarını ve meselelerini eserlerine aktarır­ken, diğer yandan Çalıkuşu romanının kahramanı Feride'yi hiç kimsenin gitmek istemediği bir köye gönderir. Feride bir temsilci olarak düşünülmüştür. O, mektepte öğrendiklerini burada öğretecektir.

Fakat roman ilerleyince görülür ki, doğruluğu inkâr edilemeyen bu düşünce, uygulamada ısmarlama bir fikir ol­maktan ileriye gidememiştir. Nitekim, Feride'yi romanda sadece kendi dertleriyle uğraşır görüyoruz.

Çalıkuşu'nda muayyen bir tez olduğu söylenemez. Roman kahramanının kadın, genç ve hassas bir tip oluşu, romanda fikirden ziyade duyguya ağırlık kazandırmıştır. Ayrıca, yazarı hangi düşüncede olursa olsun Feride'nin Anadolu'ya gidişi bir ideal uğruna veya bir takım sosyal se­beplere bağlı değildir. O, tamamen şahsî ve psikolojik bir sebeple Anadolu'ya gitmiştir.

Feride kendisiyle ilgili olanların dışında Anadolu in­sanının meselelerine ilgi duymaz. Aslında romanın kuruluşu ve yapısı bakımından doğru olan da budur. 22-23 yaşların­da, gönlü yaralı bir genç kızın, Anadolu'da meseleleri çöz­meye çalışmasını, kurtuluş çaresi göstermesini, hattâ müşahede etmesini beklemek gereksizdir. Bu tip acemilikler da­ha çok "ideolojik roman"lara mahsus bir safdilliktir.

Kaldı ki, bunları romancı Doktor Hayrullah aracılığı ile ifade eder. Hayrullah Bey, Anadolu'daki bozukluk, çir­kinlik ve kötülükleri uzun uzun anlatır. Kendine göre se­bepleri, çareleri söyler. Yalnız burada dikkati çeken şey bu kötülüklerin sebebi halk değil, Doktor'un "ilim irfan sahip­leri" dediği okumuşlar, memurlar, kalem efendileridir.

Romanın kahramanı Feride, baştan sonra kadar olayların merkezindedir. Yazar onu, Bursa'da bir otel oda­sında hâtıralarını yazmaya başlarken bulur. Ve geriye dönüş yaparak Feride'nin çocukluğu, yetişmesi, ruhî özellikleri üzerinde teferruatlı bir şekilde durur. Onun çocukluğunda başında geçenlerle (anne ve babasını kaybetmesi, yatılı bir okulda okuması, sevgi ve şefkat ihtiyacı... gibi), yetişme tar­zı, Feride'nin "sentimentalism"ine son derece uygundur. Fe­ride, derin olmasa bile, şahsiyeti çok iyi belirtilmiş bir tiptir.

Bir Fransız okulunda okumuş olmasının Feride'ye açık bir tesiri olduğu söylenemez. Bununla birlikte devrin modası olan "kadınların da çalışmasının meşruluğu, ailede erkek hâkimiyetinin ve dört kadınla evlenmenin haksızlığı" gibi, kurulmak üzere olan yeni devletin gündemine henüz gelmemiş fikirler, onun kafasına bu okuldan girmiş olmalı­dır.

Feride, o zamana göre iyi bir tahsil yapmış, yabancı kültürle yetişmiş bir genç kızdır. Fakat çok değişik şartlarda bir hayatı olan Anadolu'ya hemen intibak eder. Aslında bu­rada bir çatışma söz konusu edilebilirdi. Romancı bu gerçe­ği ciddiye almamış olabilir. Bu tavır, Reşat Nuri'nin roman­tizmin etkisinde kaldığını gösterir. Yaban romanındaki Ah­met Celâl'in tutumu daha gerçekçidir. Çalıkuşu'nda yazar, Anadolu'yu çok basit bir değerlendirmeye tabi tutar. Deni­lebilir ki o, sadece gördüklerini tespit eden bir fotoğraf makinesi gibi hareket etmiştir. Elbette roman kahramanını ka­dın oluşunun bunda payı büyüktür. Bununla birlikte, daha sonraki yıllarda yazılan köy romanlarının Çalıkuşu'na çok şey borçlu olduğu söylenemez.

Romanda, yarım asır önceki bir dönemin maarif ha­yatı panoramik olarak verilmiştir. Buradaki tespitler doğru, tasvirler başarılıdır. Bunda da Reşat Nuri'nin öğretmen olu­şunun önemli payı olmalıdır.

Çalıkuşu, bir "ben" romanıdır. Yani yalnızca Feride'nin romanı... Çalıkuşu'nda bir "karşı taraf yoktur denile­bilir. Yardımcı unsurlar ve şahıslar, Feride'nin ilgisine göre düzenlenmiştir. Doktor Hayrullah ve Munise nispeten canlı birer tip sayılabilir. Fakat romanın ikinci kahramanı olan Kâmran ile diğer şahıslar çok silik bırakılmıştır. Bu yapısıyla eser, bir "psikolojik roman" olmaya namzettir. Fakat bu açı­dan yazarın başarılı olduğu söylenemez.

Feride'de aşk/gurur çatışması vardır. Önce galip olan gururdur. Ama yıllar süren acılar bu gururu yumuşatır. Bü­yük romanlarda sık rastlanan bu gurur/aşk çatışması, iyice işlenmediği, tabiî seyrine bırakıldığı için Feride derin bir tip olamamıştır.

Onun aşın hassasiyeti, sevgi ve şefkate sığınma ihti­yacı, aşk acıları Feride'nin (aynı zamanda romanın) roman­tik unsurlarını teşkil eder. Fakat bu unsurlar mübalağalı olarak tasvir edilmemiştir. Feride'de bu haliyle Cumhuriyet dönemi genç kızlarının hayata bakışı filizleniyor, denilebilir.

Feride ironisinde, alaylarında kabadır. Burada çektiği acıların veya bencilliğinin tesiri vardır. Munise, onda, şefkat ve merhamet duygularını tatmin eder. Marazı bir hassasiye­te sahip olan Şeyh Yusuf da Feride'nin ilgi noktalarından birisidir. Şeyh Yusuf, tarikat ile musikiyi birleştirmiştir. Fa­kat bu konuda da Feride -dolayısıyla yazar- çok sığ kalır. Anadolu'nun dinî hayatı, ailesi, türküleri, inançları, yaşama biçimi, hasretleri vb. yazarın dikkatini çekmemiştir. Buna sebep olarak, henüz bir bakış açısı teşekkül etmediği için romancının kararsızlığı gösterebilir. (Roman 1922'de tefri­ka edilmiş, aynı yıl basılmış olduğuna göre Cumhuriyet he­nüz ilân edilmemiştir.)

Çalıkuşu'nda dikkat çeken bir başka özellik, İstan­bul'da bağlarda ve köşkün bahçesinde tabiatla kucak kuca­ğa yaşayan Feride'nin, Anadolu'da tabiatı bulamamış olma­sıdır. Bunda da kadınların tabiata kapalı hayatının tesiri ol düğü söylenebilir. Bununla birlikte yazarın, Feride aracılığı ile yaptığı kapalı mekân tasvirleri başarılıdır.

Reşat Nuri, Çalıkuşu romanında "ölüm"e fazla yer vermiştir. Feride, Anadolu'da, Zeyniler'de yoksulluk, geri­lik, hastalık ve bakımsızlıkla birlikte "ölüm"le karşılaşır. Ölüm, bu köyün insanlarında ve çocuklarında âdeta yaşa­nan hayatın bir parçası gibidir. Çocuklar oyunlarında bile ölümü dramatize ederler. Romanın kuruluş biçiminde de bu "sabit fikir" kendisini gösterir. Yazar, önce, Feride'yi bedbaht etmek, sonra da onu "mesut sonuca" ulaştırmak için ne kadar çok insana kıymıştır. Feride’nin anne ve baba­sının, Munise'nin, Şeyh Yusufun, Hayrullah Bey'in, Kâmran'ın karısının ölümüyle yazar, kader fikrini fazla zorlamış­tır. Bu, san'atın gerçeğine aykırıdır. Bir roman kahramanı­nın, romandaki fonksiyonu tamamlanınca, yazarın onu sak­layacak bir yer bulamaması, romancının hayal gücünün çok dar olduğuna delâlet eder.

Romandaki olaylar aşağı yukarı üç sene sürüyor. Fe­ride hâtıralar aracılığı ile çocukluk günlerine götürülür. Böylece roman 25 yılı içine alan uzun bir zaman haline dö­nüşüyor. Feride'nin çocukluk günlerini 22 yaşın gözüyle gö­rüp değerlendirmesi onun aşırı hassasiyetinin yadırganması­nı da önlemiştir. Bununla birlikte alelade bir aşk macerası­nın 25 yıla dağıtılması gerilim seviyesini düşürmüştür. Aynı şey mekân için de söylenebilir. Olaylar İstanbul, Bursa, Ça­nakkale, İzmir, Kuşadası gibi çok geniş bir mekânda cere­yan etmektedir. Fakat bu mekânların özellikleri hiç değiş­mez. Bu da romanı monoton bir hâle getirmiştir.

Reşat Nuri Güntekin'in, daha sonra yazdığı roman, hikâye ve tiyatroları da göz önünde bulundurulursa Türkçe’yi çok güzel kullanan bir romancımız olduğu söylenebilir. Bu romanda muhteva ile üslûp arasındaki ahenk, başından iti­baren kendisini hissettirir. Olayların, intihaların içli bir ka­dın kahramanın ağzından ifade edilmiş olması, eserin liriz­mini güzelleştirir, tabiîleştirir.

Bazı edebiyat tenkitçileri Çalıkuşu'nu bu açıdan ten­kit etmişler, onun basit bir macera romanı olduğunu söylemişlerdir. Bazıları ise bu görüşü haksız bir hüküm kabul ederek, eserdeki bu romantik unsurların son dönemlerin bazı köy romanlarındaki ilkel realizmden çok daha güzel ol­duğunu belirtmişlerdir.

Bizce, romancı, yetişmesi, tahsili, çektiği acılarla uyumlu olarak Feride için en doğru yolu ve ifade tarzını seçmiştir.

Çalıkuşu, her dönemde ve her nesil tarafından zevkle okunmuş, güzel, lirik, sürükleyici, duygulandırıcı ve yazıldığı yıllar göz önünde bulundurulursa önemli bir romandır. Alt­mış yıl içinde yirmiden fazla baskısı yapıldığı düşünülürse, Türkçe’nin en çok okunan romanlarından birisi olduğu açık­ça görülür.




"Çalıkuşu" Romanı ile ilgili bir değerlendirme,  Fatih Nanelidere (Düzyazı - Tam)
Gönderen: Fatih Nanelidere, 10/07/2003  

Epigraf: Online Edebiyat Arşivi, http://epigraf.fisek.com.tr

epigraf     Bir Önceki Eser: Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin
 Rasgele Bir Eser 
   Bir Sonraki Eser: Büyük Doğu Marşı - Necip Fazıl Kısakürek

Arama yaparken "and", "or" ve "not" kullanabilirsiniz.
Eğer bunlar kullanılmazsa, her kelimenin olduğu metin aranacaktır.
Yapacağınız arama sadece eser açıklamalarını içerir, eserin içeriğini değil!

Aranacak Kelimeler: