epigraf ana sayfa | epigrafDelft hakkında | epigraf hakkında | Emre Sururi hakkında

Emre Sururi Hakkında  



fotoğraflar: koray löker [ilk ikisi] Emre Sururi Hakkında bengüm yazıcıoğlu ankara sadenaz zikfizik pepigraf hitnet düzyazı moderatör modo$ william s. burroughs nick cave morphine good t.s. eliot - that corpse you planted last year in your garden, has it begun to sprout? will it bloom this year? epigraf'a gönül verenler: bengüm yazıcıoğlu doğan andeussit gegeoğlu ah fkk ah fkk onur kırçal neslihan taş ahmet faruk şengenç özalp balaban zomzom palpa madcat gürer betül yok - olmasa da verdikleri yadsınamaz.. itü fizik tabii ki bora bera örçal bera demir emir gümrükçüoğlu, suicyco eki eki joy joy ekin meroğlu mimar levent balcı selam şibe, baktın mı sayfaya? pixie gözde elmalı nargile güzel gider, istanbul'da olsam çorlulu ali paşa medresesi tabii ki, beyazıt ama istanbul'da değilim ve ankara'da neredeyse hepsi kötü, souvenir... bir tek cafe tömbeki, metropol mü, megapol mü, onun yukarısında, beğendik'in aşağısında, kızılırmak'ın dikinde. bir kez daha ankara ankara güzel ankara. baho bahadır baytekin saint joseph bateristi. planescape torment de güzeldir gecenin ilerleyen saatlerinde, divx'den 'memento' da. brainstorming kaça kadar? 3. aferin. "epigraf'a yeni gelenlerin okuması gerekenler" (breh breh): jonathan ames - son kapıdan dışarı oğuz atay - demiryolu hikayecileri veya son yemek roland barthes - seni seviyorum italo calvino - bir karı kocanın serüveni edip cansever - yeniliş thomas stearns eliot - çorak ülke oktay rifat - karıma jonathan swift - mütevazi bir öneri cemal süreya - 8.10 vapuru banu takşüt bebeğim öldü turgut uyar - biliyor musun orhan veli kanık kitabe-i seng-i mezar boris vian - günlerin köpüğü eğer edip cansever biliyorsanız pınar öğünç - adını yaşam oteli koy neyse, yeter bu kadar bu arada linklerin hepsi yeni pencerede açılır. yolgezer vedat kamer, kardeş site yolgezer, ayrıca fatih nanelidere. ah çetin! und ah das lala disq(uette)!

emre sururi

1977 doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi, Fizik Mühendisliği Bölümü mezunuyum. Diplomayı aldıktan sonra, koşa koşa öteden beri sevdiğim Ankara'ya geldim*. Edebiyatla öteden beri paslaşageldiysem de (düzyazı: hikayeler, çiçekler böcekler ve yarım kalmış bir roman denemesi) iki seneyi aşkın bir zamandır, pek bir şey yazamıyorum. Aslında bu "tutukluğun" sebebi basit ve güzel: -çok şükür- mutlu ve huzurlu insanların pek yazacak şeyleri olmuyor. Geçmişte bir iki edebiyat dergisinde rol almıştım. "Eda'bi Mektuplar"ı yazmakla övünürüm ama onlar da artık çok gerilerde kaldılar -çok şükür#2-, bir de Bora'yla (Örçal) yaptığımız "KadıköyHaldunTaner" vardır, o da güzeldir, hoştur. Şu sıralar ODTÜ Fizik Bölümü'nde yüksek lisans + asistanlık yapıyorum. "Sadenaz" adında bir kedim vardı; artık "Sadenaz" adında bir anne kedim ile "Bora", "Neslihan" ve "Azman" adlarında 3 tane de yavru olmak üzere toplam 4 tane kedim var! Quantum Alan Teorisi üzerine çalışıyorum (Aklıma yazacak bir şeyler gelmiyor ki! Böyle yarışmacı tanıtımına çevirdim ortalığı, zaten uzunca bir süredir siteye kendim hakkında yazı koymamamın başlıca sebebiydi bu). Bari "tap ten" olayına girişeyim (nick hornby'e de buradan selamlar!):
mehmet batur ve emre sururi

sadenaz kitap okurken uyuyakalmış..

İlk üç şair:
Ahmet Haşim
Şeyh Galib
Edip Cansever
İlk beş yazar:
Jean-Paul Sartre
Oğuz Atay
Michel Butor
Roland Barthes
Honoré de Balzac
Filmler:
Ayazda Bir Yürek
It's a Wonderful Life
Kayıp Çocuklar Kenti
High Fidelity
Butch Cassidy and the Sundance Kid
Bonnie and Clyde
Monty Phyton tayfasının filmleri
Jim Jarmusch filmleri
Serseri Aşıklar
Düşler Tarlası
Love Actually
In the Mood For Love

disq(uette)   "ada vapuru yandan çarklı" m.c.anday.

Müzik:
Joy Division
Nine Inch Nails
Tom Waits
Leonard Cohen
Velvet Underground
Puccini - La Bohéme

Sanırım böyle bir şeyler. Neyse. Sevgi, saygı...
13 Eylül 2001 perşembe
emre sururi

Güncelleme - 12 Aralık 2002 perşembe
geçen gün "greta garbo"dan bir sitem geldi, "neden bu sayfayı güncellemiyorsun?" mahiyetinde.. bugün de oturdum işte, geçtim klavyenin başına, ama bulamıyorum ki ne yazsam. yazma olayım zaten kaç senedir sekteye uğramış durumda (bunu sanırım yukarıda da belirtmiştim). neyse, 14 eylül 2002'de bengü hanımla evlendik, evlilik güzel bir şey. benim master bitti, doktora'ya başladım gene ODTÜ'de, Fizik Bölümü, araş. gör.lük de devam ediyor, yolunuz düşerse beklerim. başka?

bengü & sururi
  bera! uyku..
wedder..
böyle bir şey..17 Aralık 2002 salı
Bir güncelleme daha.. "tehlikeli olmaya başladı bu güncellemeler.." dalga geçiyorum. 20 dakika kadar sonra başlayacak olan dersi bekliyorum lab.'da oturup (Quantum Field Theory). ondan sonra da nanoteknoloji konulu workshop'a gideceğim ("çalıştay"). ilki bilkent'te olmuştu, ikincisi odtü'de oluyor. 6. çerçeve programı. hayli uykum var. resimleri verdim fotoğrafçıya, onları evvelki cuma mı, "daha evvelki" cuma mı, işte bir zaman bera çekmişti, inşallah çıkar, akşama sonucu öğreneceğim. Yazalım bir şeyler daha.. mesela Ankara! Ankara bembeyaz. Ankara'ya geldim geleli Ankara'lı arkadaşlarımla daha seyrek görüşür oldum. Zeynep'le komşu olduk olalı, onla da bir türlü görüşememeye başladık. ters bir orantı böyle. zaten artık günlüğe bile 3 ayda bir yazar oldum. o günlük ki 1991'den beri var. insanın yazacak şeyler bulamaması hakikaten güzel bir şey. bazı zamanlar eski yazılarımı çıkarıyorum önüme, bir yazı, bir yazı, bir yazı daha okuduktan sonra, içim sıkılmaya, içim kararmaya başlıyor, yazasım geliyor, "böyle zorlama olur mu!" diye tepki veriyorum, keza olmuyor da. [nikah fotoğrafı: banu, doruk, hande, robin, bera, dee, löker, eki, kansu, ben, serkan, bengü, engin, çetin, utku, berk, erdem, disq.. emir yok mesela, pamir nerede? gökhan da yok, mustafa da.. onlar o sırada arabadalarmış.]
23 Aralık 2002 pazartesi
Yoğun bir gün... İstanbul'dan yeni döndüm, haftasonu oradaydık bengümle, gökhan'la şeyda'nın düğününde... hava değişiminden midir, yoksa gidip gelirken trende mi üşüttüm, bilinmez, fena halde şifayı kapmış durumdayım.. bu çarşamba seminerim var idi, ben öyle zannediyormuşum, seminerim meğer bugünmüş, kaçırdım çok fena.. Allahtan Meltem hoca sağolsun, çarşamba yine de telafi edebileceğim... İstanbul, bu gidişimde art arda patlamalar yaptı bende... sevgili fkk doğan'ı gördüm, onur'u gördüm, bir kafka'ya uğradık, Halime Hanımlar tabii ki tanımaz beni diyordum, öyle bir yanılmışım ki! Zafer, Halime Hanım ve eşi, günay, hepsi tanıdı, uzun uzun konuştuk, öyle duygulandım ki! Kafe Kafka benim kendim olduğum yer. eXpress ile birlikte, gençliğime, yazdklarıma, bildiklerime en sağlam temel, hayat okulum... işte dediğim gibi, çok duygulandım, yıllar nasıl geçivermiş, bir anda fark ettim (hele buna nikahta gördüğüm gökhan'ın kardeşleri bilge ile onur'u da eklersek! öyle büyümüşler ki! "şu kadarcık hallerini" hatırlarım oysa ki ben. sonuçta: gençlik yavaş yavaş bitmiş de haberimiz olmamış... edebiyat hep var mesela ama o bile nasıl azalmış. tatlı hüzün, tatlı keder olabiliyorsa... ah! gençlik!..
geçen gün buldum bu resmi..
04 Ekim 2005 Salı
Bu arada, artık bir blog sitem var..

Emre Sururi'ye mesaj atmak için...


Ad Soyad
E-posta
Varsa sitenizin internet adresi
Mesajınız:

Kendinize de bir kopyası gönderilsin
Lütfen yandaki sayıyı yazınız :



2+3=? (Bot Kontrolü - Captcha basit kaçtı, böyle zor bir önlem aldım 8)