| epigraf ana sayfa | epigrafDelft hakkında | epigraf hakkında | Emre Sururi hakkında |
Emre Sururi Hakkında |
| |||||||||||||||||||||
Güncelleme - 12 Aralık 2002 perşembe | ![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() | 17 Aralık 2002 salı Bir güncelleme daha.. "tehlikeli olmaya başladı bu güncellemeler.." dalga geçiyorum. 20 dakika kadar sonra başlayacak olan dersi bekliyorum lab.'da oturup (Quantum Field Theory). ondan sonra da nanoteknoloji konulu workshop'a gideceğim ("çalıştay"). ilki bilkent'te olmuştu, ikincisi odtü'de oluyor. 6. çerçeve programı. hayli uykum var. resimleri verdim fotoğrafçıya, onları evvelki cuma mı, "daha evvelki" cuma mı, işte bir zaman bera çekmişti, inşallah çıkar, akşama sonucu öğreneceğim. Yazalım bir şeyler daha.. mesela Ankara! Ankara bembeyaz. Ankara'ya geldim geleli Ankara'lı arkadaşlarımla daha seyrek görüşür oldum. Zeynep'le komşu olduk olalı, onla da bir türlü görüşememeye başladık. ters bir orantı böyle. zaten artık günlüğe bile 3 ayda bir yazar oldum. o günlük ki 1991'den beri var. insanın yazacak şeyler bulamaması hakikaten güzel bir şey. bazı zamanlar eski yazılarımı çıkarıyorum önüme, bir yazı, bir yazı, bir yazı daha okuduktan sonra, içim sıkılmaya, içim kararmaya başlıyor, yazasım geliyor, "böyle zorlama olur mu!" diye tepki veriyorum, keza olmuyor da. [nikah fotoğrafı: banu, doruk, hande, robin, bera, dee, löker, eki, kansu, ben, serkan, bengü, engin, çetin, utku, berk, erdem, disq.. emir yok mesela, pamir nerede? gökhan da yok, mustafa da.. onlar o sırada arabadalarmış.] |
| 23 Aralık 2002 pazartesi Yoğun bir gün... İstanbul'dan yeni döndüm, haftasonu oradaydık bengümle, gökhan'la şeyda'nın düğününde... hava değişiminden midir, yoksa gidip gelirken trende mi üşüttüm, bilinmez, fena halde şifayı kapmış durumdayım.. bu çarşamba seminerim var idi, ben öyle zannediyormuşum, seminerim meğer bugünmüş, kaçırdım çok fena.. Allahtan Meltem hoca sağolsun, çarşamba yine de telafi edebileceğim... İstanbul, bu gidişimde art arda patlamalar yaptı bende... sevgili fkk doğan'ı gördüm, onur'u gördüm, bir kafka'ya uğradık, Halime Hanımlar tabii ki tanımaz beni diyordum, öyle bir yanılmışım ki! Zafer, Halime Hanım ve eşi, günay, hepsi tanıdı, uzun uzun konuştuk, öyle duygulandım ki! Kafe Kafka benim kendim olduğum yer. eXpress ile birlikte, gençliğime, yazdklarıma, bildiklerime en sağlam temel, hayat okulum... işte dediğim gibi, çok duygulandım, yıllar nasıl geçivermiş, bir anda fark ettim (hele buna nikahta gördüğüm gökhan'ın kardeşleri bilge ile onur'u da eklersek! öyle büyümüşler ki! "şu kadarcık hallerini" hatırlarım oysa ki ben. sonuçta: gençlik yavaş yavaş bitmiş de haberimiz olmamış... edebiyat hep var mesela ama o bile nasıl azalmış. tatlı hüzün, tatlı keder olabiliyorsa... ah! gençlik!.. |
![]() |
| 04 Ekim 2005 Salı Bu arada, artık bir blog sitem var.. |
Emre Sururi'ye mesaj atmak için... |
2+3=? (Bot Kontrolü - Captcha basit kaçtı, böyle zor bir önlem aldım 8) |